AMCA YADİGARI: PEUGEOT 504

İşiniz yazı yazmaksa ve çok üzüldüğünüz bir olayı paylaşmak, içinizi dökmek ihtiyacı hissediyorsanız ne yaparsınız? Müzisyenler yaşadıklarını notaya döker, ressamlar da tuvale… Kendime yazar demeyeceğim elbette ama benim de yapabileceğim sadece bu. Peki, yazdığınız mecra otomobillerle ilgiliyse ve anlatmak istediğiniz tamamen başka bir olaysa? O zaman konuyu mutlaka otomobile bağlamalısınız. Ben de öyle yapacağım ama emin olun zoraki değil. Böylece hem içimi dökeceğim hem de sevdiğim bir otomobilden bahsedeceğim.

PEUGEOT 504

PEUGEOT 504

Üç yıl önce sevgili Selçuk Yılmaz’ı, amcamı kaybettik. Hiçbir ölüm hakkında tam zamanıydı diyemeyiz ama bu hakikaten erken bir kayıptı. Onun hakkında yazacak çok şey var ama ilk aklıma gelen, benim için dünyanın en komik insanlarından biri olması… Keyfi yerine geldi mi, ölüyü bile güldürebilirdi. Kim bilir, belki de gerçekten onları da eğlendirebilmek için erkenden gitmeye karar vermiştir. Sizi sıkmamak için bütün meziyetlerinden bahsetmeyeceğim tabii ki ama otomobilleri de çok severdi. Hobimi işe dönüştürebildiğim için çok şanslı olduğumu söylerdi hep. Çocukken de otomobil aşığı olduğum için bana hayalle karışık enteresan hikâyeler anlatırdı. Daha beş-altı yaşındaydım, Mercedes taksi şirketi kuracaktık birlikte. Kimse diğer taksilere binmeye tenezzül etmeyecekti bizim Mercedes’lerin yanında. Yıllar geçti, bir iş gezisi için 1996 yılında Almanya’ya gittiğimde neredeyse bütün taksilerin Mercedes olduğunu gördüm. Tabii hemen aklıma amcam ve bizim meşhur hayalimiz geldi. Selçuk Yılmaz denilince tek bir otomobil belirir hafızamda: Peugeot 504. Elbete başka otomobilleri de oldu ama ben çocukken 504’e bindiği için onunla özdeşleştirdim. Zaten Fransız artistlerine benzediği için bir başka yakışırdı 504’ün direksiyonuna. Berra yengem ve benim fotoğraflarımız vardır 34 VZ 528 plakalı 504’ün yanında. Keşke bulsam da onları da eklesem bu yazıya daha sonra. Hatta ben hatırlamıyorum ama 4-5 yaşındayken arka koltuğa binmeye çalışırken düşmüşüm ve hiç sevmedim bu otomobili demişim. Çok acele bir kararmış bu ama o zamandan belliymiş test etme merakım. Yakın zamanda bir hayal kurmaya başladım. Çocukken aileme ait otomobilleri restore edip, sahiplerine hediye edecektim. Selçuk amcama Peugeot 504, Ufuk amcama Mercedes 220, Oya teyzeme Murat 124 ya da 131, elbette babama da Renault 12… Bu otomobillerin hepsinin plakası bile hâlâ hafızamdadır. Hayalimden vazgeçmedim, gerçekleştirebilecek maddi gücüm olunca ilk işim olacak ama ne yazık ki, Selçuk amcama hediye edemeyeceğim 504’ünü. Berra yengem, kuzenlerim Şirin ve Mehmet binerler artık. Umarım hayal olarak kalmaz. Gelelim Peugeot 504’e. Amcamın 504’ü ‘L’ idi yani vitesleri koldandı. GL’lerin hem göstergeleri farklıydı hem de vites kolu şimdikiler gibi zemindeydi. Peugeot, Kumburgaz’daki yazlığımıza giderken bir başka konforluydu. 1796 cc’lik 80 HP motoruyla benim için çok hızlıydı da. O zamanlar çok küçük olmama rağmen Selçuk amcamın şu lafını çok iyi hatırlıyorum: “Tabii Avrupa otomobili bu…” Fransa’da 1968’den 1984’e kadar üretilen 504, coupe’den cabrio’ya, ticari araçtan station’a kadar birçok forma girdi. 1.8 lt’den 2.7 lt V6’ya kadar birçok motor seçeneği olan arkadan itişli bu otomobil, dört ve beş ileri manuel şanzımanların yanında, üç ileri otomatikle de üretildi. Arkadan itişli deyince aklıma bir başka anı geldi. Bir gün ailece Bolu’ya gidilmiş. Nedense babam kullanıyormuş 504’ü. Önden çekişe alışık olan babam, karlı zeminde yokuş aşağı inmeye çalışırken, vitesi ufaltayım da çok hızlanmasın diye düşünmüş. Vitesi bire düşürdüğü gibi spin atmışlar, el freni etkisi yapmış tabii. Peugeot’nun orta sınıf modeli unvanını 404’ten devralan 504, yerini 505’e bırakmıştı. 405, 407, 408 derken, günümüzde 508’e kadar uzanan bu yol boyunca Fransız markadan hep kaliteli otomobiller geldi. Zamanında Yahudi Mercedes’i diye boşuna söylememişler… Evet, dediğim gibi 504 çok sevdiğim bir otomobildir ama bu yazının ana konusu değildi. Onun için de tüm detaylarına girmedim. Amacım sevgili amcamdan bahsetmekti. Huzur içinde uyu Selçuk amca, seni hiç unutmayacağız…

(Visited 97 times, 1 visits today)

Yazar: admin

Bu yazıyı paylaş

Yorum gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir