İNGİLİZ ASİLZADESİ: JAGUAR E-TYPE
Ara24

İNGİLİZ ASİLZADESİ: JAGUAR E-TYPE

Bu kez 60’ların ikonik spor otomobillerinden biri Retro Sürüş konuğumuz. 2008’de The Daily Telegraph gazetesi tarafından “100 yılın en güzel 100 otomobili” adlı interaktif araştırmada “En güzel” seçilen Jaguar E-Type ile beraberiz. Hem de 5.3 litre V12 motorlu ve cabriolet versiyonu bir E-Type, yani güzelin en güzeli… Bu öyle bir güzellik ki, lansmanında bizzat bulunan Enzo Ferrari’nin “Bugüne dek yapılmış en güzel otomobil” diye adlandırdığı bir sanat eseri. Direksiyonuna geçtiğime inanamadığım, kendimi ne kadar şanslı saysam azdır dediğim bir Grand Tourer. E-Type, karakteriyle, tasarımıyla, tartışmasız bir GT. O, virajlara deli gibi girip çıkacağınız, 300 km/s eşiğini zorlayacağınız, cadde savaşçılarından değil. Bir İngiliz asilzadesi gibi yakışıklı, mağrur, güçlü ve hayranlık uyandırıcı. Saat eseri diye boşuna söylemiyorum, çünkü New York Modern Sanatlar Müzesi’ne kabul edilmiş 6 otomobilden biri Jaguar E Type. 60’ların başından 70’lerin ortasına dek üç seri halinde üretilen Jaguar E-Type, İngiliz otomotiv endüstrisinin şaheserlerinden biri. Konuğumuz olan 1974 E-Type, büyük ön ızgarasından anlaşılacağı üzere 3’üncü seri bir Amerikan versiyonu. Bu da dört tekerlekte disk frenlere ve yine dört tekerlekte bağımsız yaylı süspansiyona sahip olduğunu gösteriyor. Sadece 3’üncü seriye mahsus olan bu V12’nin hacmi 5.3 litre. Önceki serilerde kullanılan 4.2 litre V12’den farklı bir V12 bu. Aslen Le Mans yarışları için geliştirilmiş ve dört adet Zenith karbüratör tarafından besleniyor. Üçüncü serinin en önemli ayrıcalıklarından biri de, önceki versiyonlara göre daha uzun olan dingil aralığı. Daha uzun olması onu daha da güzel yapıyor. Krom tamponların yerini alan ön ve arkadaki çarpışma barları ve yan lambalar, Amerikan versiyonu olduğunu vurguluyor. 15 inç jantlardaki geniş lastikler de, Amerikan versiyonunun ayrıcalıklarından. Sadece baktığınızda bile sizi heyecanlandıran, farklı olmanın, asaletin nasıl bir duygu olduğunu size baştan tanımlayan bu makineyi kullanmak nasıl bir his peki? Anlatması zor ama, sizin için deneyeyim… Öncelikle benim diyen yarış otomobillerine taş çıkartan sürüş pozisyonu ile başlamak lazım. E-Type’ın direksiyonuna oturduğunuzda, tam bir hâkimiyet hissi yaşıyorsunuz. Alçakta oturuyorsunuz ama yolun her santimetresini rahatlıkla görebiliyorsunuz. Koltuk ile direksiyonun size sunduğu ergonomik uyum, bugünün otomobillerinde bile eşine az rastlanır cinsten. Deri koltuklar bir Jaguar’a yaraşır şekilde konforlu, hatta o kadar konforlu ki, bugünün Jaguar’ları kıskançlıklarından çatlayabilirler. Motorun yumuşak ama güç hissiyatını yaşatan sesi, koltukların verdiği konfor ile birleşince, eşsiz bir güven duygusu yaşıyorsunuz. Kendisi ile istediğiniz kadar hıza güven içinde ulaşabileceğinize inandırıyor sizi E-Type. Konuğumuz olan bu kocaman kedinin tüm iç ve dış detayları tamamı ile orijinal. İç mekandaki düğmeler o kadar çok ki, İngilizceyi çok iyi bilseniz bile, kafanız karışıyor ve adeta bildiğiniz kelimeleri unutuyorsunuz. Zamanındaki otomobillere kıyasla, bir uzay gemisi kadar komplike bir düğme nüfusu var torpido üzerinde. Üç ileri otomatik şanzımanı drive pozisyonuna aldığınızda önce hafifçe sarsılıyor E-Type. Frenden ayağınızı çektiğinizde ismine uygun bir şekilde, uykudan yeni uyanmış bir kedi gibi...

Devamını Oku