KOCAMAN BİR GO-KART: FERRARI F355 CHALLENGE

İtalyan süperspor otomobillerinin tipik özelliğidir; sert ve tavizsiz bir sürüş. Ferrari F355’lerde de bu kural geçerlidir ama F355 Challenge, bunu bir adım daha öteye götürüyor. İtalyan usulü bir makarna gibi: Dişe dokunur bir sürüş deneyimi ve saf yarış otomobili hissi! F355, henüz bir genç klasik. Ama Ferrari tarihinin en sevilen V8’lerinden biri olarak çoktan taçlandırıldı bile. Biz de retro sürüş köşemizde bu seçkin İtalyan aygırına kayıtsız kalamadık ve bu ayki konuğumuz çok özel bir F355 oldu: Challenge! Koyu Ferrari fanatikleri V8’i pek kabullenmezler aslında. Onlara göre ve bence de Ferrari dediğin önden V12 motorlu olur. Yine de Ferrari tarihinde bunun istisnası olarak çok sevilen birkaç V8 otomobil var. Mesela F40 ve 288 GTO. F355 de çok az Ferrari’nin kabul edildiği bu istisnai kulübün bir üyesi. Sesi, sürüş karakteri, tasarımı ile tam bir safkan Ferrari deneyimi vaat eden F355, orta vadede yedi haneli rakamları görmesi beklenen bir Ferrari klasiği olarak gösteriliyor.

FERRARI F355 CHALLENGE

Aslında Ferrari 348’in geniş kapsamlı gelişmiş ve makyajlı bir versiyonu olan F355, 348’den farklı olarak 3.5 litre hacimli ve silindir başına beş supaplı bir motora sahip. Zaten “355” rakamındaki 35, motor hacmini, sondaki “5” ise her silindirdeki supap sayısını simgeliyor. Kuru karterli bu motorda, pek çok titanyum parça kullanılmış. Pek çok otomobil severin bilmediği bir konu ise “Dino V8” lakabıyla bilinen bu bloğun 1962 doğumlu olduğu! Evet, 60’lı yıllardan, F430’a kadar geçen yaklaşık 40 yıl boyunca, bütün V8 Ferrari’lerde, bu motorun pek çok farklı ve gelişmiş versiyonu görev yapmış. Modern V8 Ferrari’lerde bu güzel sesi duyamayışınızın sebebi bu olsa gerek… Sürüş kabininin yarısına kadar gelen gövde, kabinden itibaren yarım bir tüp şasiye dönüşüyor. 1300 saatlik rüzgar tüneli testinden sonra şekil alan Pininfarina tasarımı, kimilerine göre tüm zamanların en güzel Ferrari siluetine sahip. Konuğumuz olan F355 ise, sadece 108 adet üretilmiş olan, fabrika çıkışı orijinal Challenge’lardan biri. Beyaz Speedline jantları, hava kanallı büyük fren diskleri ve dillere destan sesini veren özel egzozu onu ele veriyor. Bir F355 kullanmak zaten özel bir deneyim iken, F355 Challenge’ın direksiyonuna geçmek, daha da heyecanlı bir olaya dönüşüyor. Kıymetli bir Ferrari kullanmanın stresi, bir yarış otomobiline hükmetmenin zevkiyle harmanlanıyor yolda giderken… Kaldırımda yürüyen, trafikte giden, camdan bakan, her türlü insan dönüp ona bakıyor, onu tanıyor ve sevgiyle izliyor. Tuhaf bir his, mayoyla sokakta dolaşmak gibi, her otomobil severin hayalini kurduğu bir sürüş deneyimi… ERS Garage’dan teslim aldığımız F355’i, fotoğraflarını çekeceğimiz yere götürüyoruz önce. Tanışma faslındayız, pek sıkıştırmıyorum F355’i, sabit 3300 devirde uslu uslu gidiyoruz ve egzozdan çıkan şarkıları, küçük patlamaları dinliyorum. İki sürüş modu var, comfort ve sport. Comfort modundayım ve bu yarış aygırının ne kadar rahat ve konforlu ilerlediğine inanamıyorum. Bir Mercedes kadar yumuşak ve rahat bir sürüşü var comfort modunda. Motorun tepkileri nispeten sakin. Challenge’larda klima yok, cam aralık, ses harika, insan zevkten kendinden geçiyor sakin sakin kullanırken. Vites geçişlerindeki o meşhur “klik-klak” sesleri ayrı bir duysal şölen, kulaklarım bayram etmiş durumda. Sabit çekimlerden sonra, hareketli çekimlere başlıyoruz. Her kilometrede biraz daha alışıyorum F355 Challenge’a. Fotoğraf çekimleri sürdüğü için hâlâ sakin sakin gidiyorum.

FERRARI F355 CHALLENGE

Yaklaşık iki saat zaman geçiriyoruz F355 ile ve çekim bitiyor. Onu geri götürme zamanı artık. Ama götürmüyorum! Çekimler bittikten sonra fotoğraf ekibi gidiyor ve F355 ile baş başa kalıyoruz. Bu yazının hakkını vermem lazım ve onun kabiliyetlerini biraz görmek istiyorum. Sarıyer’den Emirgan’a kadar turlayıp, bir kahve içerken F355’i izliyorum. Durduğu yerde bile çok güzel, sahibine gurur veren bir yarış atı gibi… Kahvem bitince TEM’e çıkıyorum. Düğmeye basıp, sürüş modunu ‘sport’a getiriyorum ve gösteri başlıyor! Motorun sesi, gaz tepkileri değişiyor, F355 bir anda “masa gibi” oluyor. Bir pist otomobiline dönüşüyor otomobil. Biraz daha yüksek devirlerdeyim, çok zorlamak istemiyorum ama 6000-7000 devir arası değiştiriyorum artık vitesleri. Atmosferik bir motorun, hangi devirde olursa olsun bu kadar elastik olabildiğine inanmak güç. “Hadi artık biraz hızlanalım” diye adeta rica ediyor F355, resmen günaha davet ediyor insanı. Tabii onu sağ salim geri götürmem gerektiği için, risk almıyorum trafikte. Ama bir pist Ferrari’sini nasıl kullanmak gerekiyorsa, ona yakın bir şeyler yapmaya çalışıyorum kendimce. Sert virajlarda gaza dikkatli basmazsanız, aniden arkası kayıyor. Ama gaz pedalını iyi hissedebilirseniz, küçük kaymalarla çıkabiliyorsunuz virajlardan, sandığım kadar zor değilmiş. Doğru şekilde kullanıldığında, inadına tutunuyor asfalta F355 Challenge. Yoldaki en ufak çatlağı bile hissetmek mümkün. Direksiyon tepkileri bir yarış otomobilinde olması gerektiği gibi keskin. Kısa tur direksiyona bir komut verdiğinizde, bunun çok fazla olmamasına dikkat etmeniz gerekiyor. En küçük bir hareket, istediğiniz dönüşü, manevrayı yapmanız için yeterli oluyor. Kocaman bir go-kart kullanmak gibi bir his. Hele ki frenler… Bir Ferrari’yi kullanırken gazlamak yerine fren yapmaktan daha fazla zevk alan tek insan benimdir herhalde. Akıl almaz bir fren gücü var. Süratiniz ne olursa olsun çok net bir şekilde duruyor. Fren esnasında en ufak bir dengesizlik yok. Ön ve arka diskler neredeyse aynı boyutta. Arka diskler, motorun momentumunu da frenlemek zorundalar. Ama kesin olan bir şey var ki, durmak istediğinizde muhakkak durabiliyorsunuz. 90’lı yılarda frenleri bu kadar güven veren bir otomobil var mıydı bilmiyorum… Neredeyse yarım depo benzini bitiriyorum ve artık onu garajına geri götürmem lazım. İstemeye istemeye ERS Garage’ın yolunu tutuyorum. Vardığımda son bir defa sesini dinleyip kapatıyorum kontağı. Rüyadan uyanıyorum artık… İnip anahtarları teslim ettiğimde yüzümde kocaman bir gülümseme fark ediyorum ve gün boyu o gülümseme gitmiyor. Bir F355 Challenge kullandığınızda ağzınız hep kulaklarınızda oluyor yani, insanların sizi sürekli mutlu zannetmelerine yol açacak kadar keyifli bir otomobil. Onu size verdiği için Tanrı’ya şükretmek geliyor içinizden.
Aras DİNÇER
Fotoğraflar: Savaş YILMAZ

(Visited 378 times, 1 visits today)

Yazar: admin

Bu yazıyı paylaş